Anasayfa › Site Dışı SEO
Site Dışı Seo
Site dışı SEO, sizin yazmadığınız ama sizi anlatan yerlerle uğraşır: yıllar önceki bir gezi yazısında kalmış eski telefon ve eski fiyat, şehrin adını taşıyan hesaplara ücretle yaptırılan tanıtım, “bisikletliye uygun” gibi konulu listeler ve bir gün sonra silinen paylaşımlardaki övgü.
Site Dışı SEO Yıllar Önce Yazılmış Bir Gezi Yazısında Kalan Eski Telefonunuzu ve Eski Fiyatınızı Nasıl Düzelttirir?
Amasra’da bir pansiyonu her yaz arayan ama ulaşamayan birkaç kişi olur; pansiyonun bundan haberi yoktur. Çevirdikleri numara, pansiyonun yıllar önce bıraktığı hattır. O numara, bir gezginin vaktiyle yazdığı, her haziran yeniden okunan bir gezi yazısındadır; yanında o yılın gecelik fiyatı da yazar. Okur arar, ulaşamaz, başka bir kapıya gider. Site dışı SEO işi, başkalarının sayfalarında kalmış böyle eski satırların peşine düşer.
Böyle yazılar kendiliğinden önünüze düşmez; aranır. Eski numaranızı iki tırnak işaretinin arasına alıp arama kutusuna yazarsınız; böylece o rakam dizisini aynen taşıyan sayfalar gelir. Aynı numara boşluklu ve boşluksuz, alan koduyla ve kodsuz da denenir. Pansiyonun eski adı, taşındıysa eski sokağı da aranır. Çıkan her sayfa bir satıra yazılır: adresi, eskiyen bilgi, yazarına ulaşmanın yolu.
Yazara birkaç satırlık, saygılı bir ileti gider. Hangi yazı olduğu, hangi satırın değişmesi istendiği ve yerine ne yazılacağı açıkça söylenir: “Şu paragraftaki telefon artık kullanılmıyor; güncel numara budur.” Gerekçe yazarın kendi okurudur: yazıya güvenip arayan kişi kimseye ulaşamıyor. Bugünün bilgileri ve dilerse kullanabileceği yeni bir fotoğraf eklenir. Bu iletide övgü ya da bağlantı istemek yersizdir; konu yalnızca yanlışın düzeltilmesidir.
Eski fiyat için istenen şey yeni bir rakam değildir; o da bir yıl sonra eskir. Yazardan, rakamı kaldırıp yerine tek cümle koyması rica edilir: “Güncel fiyat için pansiyonun sitesine bakın.” Yazı bir daha yanlışa düşmez, okur da doğru yere gelir. Kimi yazar eski rakamı o günün anısı olarak tutmak ister; o zaman yanına hangi yıla ait olduğunu yazması yeter.
Cevap gelmezse iki yol kalır. Yazının altı yoruma açıksa oraya adınızla kısa bir not bırakılır: güncel numara ve fiyatın nereden öğrenileceği. İkinci yol kendi sitenizdedir: “Güncel bilgiler” adlı, telefonu, adresi ve fiyatın nasıl öğrenileceğini taşıyan bir sayfa. Yazıyı okuyup adınızı arayan kişi bu sayfayı bulabilir. Eski hat hâlâ elinizdeyse kapatılmaz; arayanı yeni numaraya aktaracak biçimde açık tutulur.
Sitenizin dışında kalan bu satırlar, tezgâh önü adını verdiğimiz ilk bakışın konularından biridir. Ad pazardan gelir: malına müşterinin gözüyle bakmak isteyen satıcı arkasında beklemez, öne dolanır. Tezgâhın dört köşesi vardır: sitenin nasıl çalıştığı, sayfaların ne söylediği, başkalarının sizin için ne yazdığı, haritanın sizi nasıl gösterdiği. Site dışı SEO üçüncü köşeye bakar. Bunun için içeri girilmez; sizden şifre istenmez, ücret de alınmaz.
Şehrin Adını Taşıyan Kalabalık Sosyal Medya Hesaplarına Ücret Ödeyerek Tanıtım Yaptırmak İşletmeye Ne Getirir?
Bartın merkezde bir balık lokantasının sahibine bir mesaj gelir. Yazan, adında şehrin adı geçen ve çok takipçisi olan bir sosyal medya hesabıdır; belli bir ücret karşılığında lokanta için “tanıtım paylaşımı” yapmayı önerir. Mesajda takipçi sayısı ile bir fiyat yazar. Kimlerin izlediği, önceki tanıtımların lokantalara ne getirdiği yazmaz. Lokantacı telefonu masaya bırakır; parasının karşılığında tam olarak ne alacağını öğrenmek ister.
Satın alınan şey bir günlük dikkattir. Paylaşım yayımlandığı gün hesabı izleyenlerin bir bölümünün önüne düşer, ertesi gün yerini yenisine bırakır. İzleyenler de çoğunlukla şehirde oturanlar, şehirden ayrılmış olanlar ve oraya gönül bağı duyanlardır. Paylaşım bir aramanın cevabı değildir; kimse o an balık lokantası aramıyordur. İnsanların önüne, başka şeylere bakarken düşer; akıllarda kalan çoğu zaman bir görüntü ve bir addır.
Bu yüzden ilk soru hesaba değil, kendinize sorulur: müşterim kim? Kışın da açık olan bir lokantanın masalarını çoğunlukla şehirde oturanlar doldurur; onun için bu dikkat yerindedir. Yazlık bir pansiyonun misafiri ise çoğu zaman başka illerden gelir ve hesabı izlemez. Aynı paylaşım birine masa, ötekine tanıdıklardan birkaç beğeni getirir. Karar takipçi sayısına değil, izleyenlerle müşterinin ne kadar örtüştüğüne bakılarak verilir.
Hesaba sorulacaklar azdır, cevapları da kısadır. İzleyenlerin ne kadarı şehirde yaşıyor? Daha önce ücretle yaptığı bir tanıtımı kaç kişi gördü: takipçi sayısı değil, o gönderinin görülme sayısı? Paylaşım hesapta kalacak mı, ertesi gün silinecek mi? Yanında dokunulabilen bir bağlantı olacak mı; olacaksa hangi sayfaya gidecek? Kimi ortamda gönderinin altına yazılan adres bağlantı olmaz; izleyen, lokantanın adını ezberleyip ayrıca aramak zorunda kalır.
Ücretli tanıtımın reklam olduğu izleyene açıkça belli edilir; bu konuda kurallar vardır, ayrıntısını bir hukukçuya sormak gerekir. Ne getirdiğini anlamak için paylaşıma özel bir kapı açılır: yalnızca orada verilen bir telefon hattı ya da yalnızca oradan ulaşılan bir sayfa. Hafta bitince o hattın kaç kez çaldığı sayılır. Beğeni masa doldurmaz. Arama sıranıza doğrudan bir etki de beklenmemelidir.
Böyle bir tanıtımın yeri vardır: yeni açılan bir lokanta, mevsimin ilk haftası, duyurulacak bir değişiklik. Sürekli müşteri ondan beklenmez. Site dışı SEO açısından geride bir iz de kalır: aylar önceki paylaşımın altındaki adres bugün kapalı bir sayfaya çıkıyor olabilir. Tezgâhın önünden bakınca bunun adı çürüktür: sandığın içindeki tek bozuk meyve. Yanına durduğu köşe, müşteriyi neyden caydırdığı ve tazeleneceği ayın listesi yazılır.
“Bisikletliye Uygun”, “Evcil Hayvan Kabul Eden” Gibi Konulu Listelere Girmek İçin Ne Gerekir?
Kıyı yolunu bisikletle geçmeye hazırlanan bir gezgin, geceleyeceği yerleri seçerken tek bir listeye bakar: bisikleti içeri alan konaklama yerleri. Listeyi bir bisiklet kulübü tutar. Kurucaşile yolundaki bir pansiyonun bisikletler için kilitli bir odunluğu, bir hortumu, bir de pompası vardır. Pansiyonun adı o listede geçmez: kulüpte pansiyonu bilen yoktur, pansiyonda da listeyi. Gezgin o geceyi bir sonraki koyda geçirir.
Kulüpler, dernekler ve gezi yazarları belli bir derde göre liste tutar: bisikletiyle gelenler, evcil hayvanıyla yola çıkanlar, küçük çocuklu aileler, merdiven çıkamadığı için giriş katında oda arayanlar. Bu listeler kısadır ve seyrek güncellenir; ama okuyanı bellidir. O koşul olmadan yola çıkamayan kişi genel aramayı bırakır ve kalacağı yeri yalnızca listedekiler arasından seçer.
Listeye girmenin ilk şartı, sözü edilen şeyi gerçekten sunmaktır. “Bisiklet kabul edilir” demek başka, bisikletin gece nerede durduğunu söylemek başkadır. Kilitli bir yer var mı, kaç bisiklet sığar, çamurlu tekerlek nerede yıkanır, pompa ve yama takımı bulunur mu? Evcil hayvan için de sorular somuttur: hangi odalara girebilir, bahçede başıboş kalabilir mi, ek ücret alınır mı?
İkinci şart, bunu kendi sitenizde ayrıntısıyla yazmaktır. Listeyi tutan kişi sizi eklemeden önce sayfanıza bakar; okur da listeden sitenize gelir ve aynı bilgiyi arar. “Bisikletle gelenlere” başlıklı kısa bir bölüm yeter: odunluğun fotoğrafı, anahtarın kimde durduğu, sabah erken yola çıkana kahvaltının ne zaman verildiği. Tek satırlık bir işaret yerine yazılmış birkaç cümle, karşıdakine güven verir.
Üçüncü adım haber vermektir. Listeyi tutana birkaç satır yazılır: kim olduğunuz, neyi sunduğunuz, sitenizdeki bölümün adresi ve bir fotoğraf. Yerine bir şey teklif edilmez; liste sahibinin ölçüsü kendi okurudur. Eklendikten sonra iş bitmez: odunluk depoya çevrilirse ya da köpek kabulü kalkarsa aynı kişiye haber verilir. Listede durup sözünü tutmayan yer, o topluluğun içinde çabuk duyulur.
Böyle listeler çok misafir getirmez; getirdiği, aradığını bulmuş misafirdir. Liste çoğunlukla sitenize bağlantı da verir; bu söz arama motorunun da görebildiği türdendir. Listeye girmek için gerekenler, site dışı SEO tarafında pazar listesine yazılabilecek işlerdir. Pazar listesi o ay yapılacakları sayar ve işe başlanmadan size okutulur; hangi satırın kalacağına siz karar verirsiniz. Sıra müşterinin ilk gördüğünden başlar: önce en üstteki.
Yirmi Dört Saat Sonra Kaybolan Paylaşımlardaki Övgü Sitenize Nasıl Kalıcı Olarak Taşınır?
Pazar öğleni, deniz kıyısındaki bir balık lokantasında bir misafir masasını telefonuyla çeker: ızgara balık, salata, arkada kayıklar. Görüntünün üstüne “buraya yine geliriz” yazar ve lokantanın hesabını da görüntüye iliştirir. Lokantacı bildirimi akşam görür, sevinir. Pazartesi akşamı görüntü yerinde yoktur; bu tür paylaşımlar yirmi dört saat sonra kendiliğinden kalkar. Geriye ne sitede ne haritada tek satır kalmıştır.
Bir günlük paylaşım, övgünün en içten ama en kısa ömürlü biçimidir. Misafir onu sizin için değil, kendi yakınları için yapmıştır; inandırıcılığı buradan gelir. İstenmezse de uçar gider. Görüntü hâlâ yerindeyken misafire iki cümle yazılır. Biri teşekkürdür. Öteki bir sorudur: “Yazdığınızı saklayıp başkalarına da göstermemize izin verir misiniz?” Soru o gün sorulur; ertesi gün gösterilecek bir şey kalmaz.
İzin açık olmalıdır: neyin, nerede kullanılacağı söylenir. “Cümlenizi sitemizin misafirlerimizden bölümünde, adınızın baş harfleriyle gösterebilir miyiz?” Evet cevabı yazılı olarak durur; mesajın görüntüsü saklanır. Karede yüzü seçilen biri varsa onun da onayı alınmadan görüntü kullanılmaz; yalnızca masa ve cümle alınır. Cevap gelmezse ya da “istemem” denirse konu orada kapanır; ikinci bir mesaj yazılmaz.
İzinle birlikte övgü sitede bir satıra dönüşür. “Misafirlerimizden” bölümüne misafirin kendi sözleri yazılır; süslenmez, uzatılmaz. Altına izin verdiği kadarıyla adı ve geldiği ay eklenir. Satır bir ekran görüntüsü olarak değil, yazıyla durur; arama motoru da böylece okuyabilir. Yanına o gün çekilen masanın fotoğrafı konabilir. Günü belli tek bir gerçek cümle, kimin ne zaman söylediği bilinmeyen on övgüden daha inandırıcıdır.
Misafir ayrıca haritaya çağrılır; kibarca ve karşılık önermeden: “Aynı cümleyi harita kaydımıza da yazarsanız, bizi arayanlar da okur.” Yazıp yazmamak onun bileceği iştir. Kaybolan paylaşımlar için bir yol daha vardır: kimi platform, adınızın iliştirildiği paylaşımı kendi hesabınızda yeniden yayımlamanıza, yayımladığınızı da profilinizde kalıcı duran bir derlemeye almanıza izin verir. Derlemeye yalnızca izni alınmış paylaşımlar girer.
Sitenizin dışında sizin için söylenenlerin ne kadarı kalıcı, ne kadarı bir günlük? Site adresinizi bize bırakın; tezgâhın önüne geçer, sitenize ve çevresinde yazılanlara ücretsiz bakarız. Site dışı SEO çalışması sürdüğü her ay bir pusulayla kapanır: ay sonu pusulası, hangi çürüğün yerine tazesinin konduğunu, müşterinin artık neyle karşılaştığını ve sıradaki işi düz bir dille anlatır. İkinci bakış, ilkinden bu yana neyin değiştiğini gösterir.
Eski numaram şimdi başka birinin elinde ve o kişi beni arayanlara “burası kapandı” diyormuş; bunun için ne yapabilirim?
Numara artık sizin değil; elinizdeki yol rica etmektir. Yeni sahibini arayıp durumu anlatın, arayanlara güncel numaranızı söylemesini isteyin; kimi kişi bunu esirgemez. Asıl çare kaynağı kurutmaktır: eski numaranın yazdığı sayfaları en çok okunandan başlayarak düzelttirin, kendi sitenizde ve harita kaydınızda “numaramız değişti” notunu görünür tutun.
Ücretli paylaşımdan sonra hesabıma çok sayıda yeni takipçi geldi ama masalarım dolmadı; bu para boşa mı gitti?
Takipçi misafir değildir; ama boşa gitti demek için de erken olabilir. Paylaşım için ayırdığınız hatta ve sayfaya bakın: arayan, yer soran oldu mu? Böyle bir kapı açmadıysanız sonucu bilemezsiniz. Bir dahaki sefere bağlantıyı yer ayırtma sayfanıza verdirin; kararınızı beğeniye göre değil, o sayfaya gelen isteklere göre verin.
Evcil hayvan kabul ediyorum ama yalnızca küçük köpekleri ve yalnızca iki odamda; böyle koşullu bir kabulle listeye girmem doğru olur mu?
Girebilirsiniz; koşulu saklamamak şartıyla. Listeyi tutana tam olarak yazın: hangi boyda hayvan, hangi odalar, bahçeye çıkabilir mi. Çoğu listede açıklama için bir yer bulunur; koşulunuz oraya girer. Aynı cümleler sitenizde de dursun. En kötüsü, büyük köpeğiyle kapınıza gelen ve listede gördüğüne güvenmiş bir misafire “olmaz” demek zorunda kalmaktır.
Paylaşım kaybolmadan ekran görüntüsünü aldım ama misafire o gün yazmayı unuttum; haftalar sonra izin istemek tuhaf kaçar mı?
Kaçmaz. Kısa ve açık yazın: hangi gün geldiğini hatırlatın, paylaşımına teşekkür edin, cümlesini sitenizde kullanmak istediğinizi ve adının nasıl görüneceğini söyleyin. Cevap gelmezse görüntüyü kullanmayın; elinizde durması izin sayılmaz. “Evet” derse cevabı saklayın. İnsanlar çoğu zaman hatırlanmaktan hoşlanır; geç gelen teşekkür de teşekkürdür.