Anasayfa  ›  Site İçi SEO

Site İçi Seo

Site içi SEO, sayfadaki bilginin eksiksiz, sıralı ve dürüst durmasını gözetir: limandan kalkan bir turun saat saat programı, üstü çizili eski fiyatın ve indirim etiketinin gösterilme biçimi, yaptığınız işleri sıralayan sayfanın düzeni ve sitenin kendi aramasında sonuç çıkmadığında açılan ekran.

Telefon ekranı: Site İçi SEO

Site İçi SEO Bir Tekne Turunun ya da Günübirlik Gezinin Saat Saat Programını Sayfaya Nasıl Yerleştirir?

Amasra limanından kalkan bir tekne turunun sayfasında iri harflerle tek cümle durur: “Unutulmaz bir gün sizi bekliyor.” Altında fotoğraflar vardır; teknenin kaçta kalktığı, kaçta döndüğü yoktur. Kaptan o sabah halatı çözene kadar telefonunu elinden bırakamaz; açtığı her aramada aynı iki soruyu duyar. Soranlar sayfayı görmüş, cevabı orada bulamamıştır. Site içi SEO, o cümlenin altına günün programını saat saat yerleştirir.

Program toplanmayla başlar: iskelenin neresinde, kalkıştan ne kadar önce buluşulur, bilet nereden alınır? Ardından günün durakları sırasıyla gelir: kalkış, ilk koy, yüzme molası, yemek, ikinci durak, dönüş. Her satırda bir saat ve o saatte ne yapıldığı yazar. Misafir çocuğunun öğle uykusunu, akşam bineceği otobüsü ve çantasına koyacağı havluyu bu satırlara bakarak ayarlar; sormasına gerek kalmaz.

Programın bir bölümü sabittir, bir bölümü denize ve havaya bağlıdır; sayfa ikisini ayırır. Kalkış saati ile toplanma yeri değişmez. Koyların sırası, molanın uzunluğu ve dönüş, o günün dalgasına göre oynar. Bu yüzden saatlerin yanında “yaklaşık” sözü durur ve hemen altına tek cümle eklenir: deniz izin vermezse hangi durak atlanır, buna kim karar verir, misafire ne zaman söylenir?

Program iki biçimde yazılır. Önce küçük bir tablo: solda saat, sağda durak; telefonda bir bakışta okunur. Altında birkaç cümle: tablonun söyleyemediğini onlar söyler. Yemek fiyatın içinde mi, teknede tente var mı, yüzme bilmeyen ne yapar? Tablo yazıyla kurulur. Broşürün fotoğrafı tablo değildir: telefonda harfleri karınca gibi kalır, içinde arama yapılmaz, arama motoru da saatleri çoğu zaman seçemez.

Yola çıkmadan önceki akşam telefona şunlar yazılır: “tekne turu kaçta kalkıyor”, “tekne akşam kaçta dönüyor”, “turda yemek var mı”. Program sayfası bu soruların karşılığıdır. Cevap sayfada yazıyla duruyorsa arama motoru onu oradan alabilir; kimi zaman saati doğrudan sonuç satırında gösterir. “Unutulmaz bir gün” sözünü ise kimse aramaz. Sayfanın başlığı da buna göre yazılır: turun adı, kalkış yeri, günün hangi saatlerini kapladığı.

Mevsim dönünce program da döner: güz akşamı erken iner, son tur öne alınır. Sayfa hangi aylar için geçerli olduğunu, kışın tur yoksa onu da söyler. Sayfalarınızın bugün neyi söyleyip neyi söylemediğine, site içi SEO işinden önce dışarıdan bakarız; bu ilk bakışın adı tezgâh önüdür. Pazardaki satıcı malını görmek için öne geçer, çünkü arkada dururken gördüğü kendi elleridir. Şifre istemeyiz, para almayız.

Üstü Çizili Eski Fiyat ve “İndirim” Etiketi Sayfada Nasıl Gösterilirse Okur Aldatıldığını Düşünmez?

Bir pansiyonun oda sayfasında yıl boyu aynı görüntü durur: üstü çizili bir fiyat, yanında daha düşüğü ve kırmızı bir etiket: “Erken rezervasyon indirimi.” Her yaz gelen bir misafir üçüncü yılında fark eder: ne şubatta ne ağustosta, ne erken ne geç ayırtan hiç kimseden o çizili fiyat istenmemiştir. Etiket bir şey kazandırmamış, sayfadaki öteki satırlara duyulan güveni eksiltmiştir.

Üstü çizili fiyat aslında bir cümledir: “Bu oda yakın zamanda bu fiyata verildi; şimdi daha ucuz.” Cümle doğruysa çizgi yerindedir. Çizilen rakam hiçbir gece için alınmadıysa ya da yalnızca yılın en kalabalık haftasına aitse cümle yanlıştır. Ölçü yalındır: çizili fiyat, aynı odanın aynı koşullarla gerçekten satıldığı fiyattır; bir tahmin, bir liste rakamı ya da komşunun fiyatı değildir.

İndirimin sınırı da sayfada yazar: hangi günden hangi güne geçerli, neye bağlı? “Hafta içi gecelerde”, “en az üç gece kalana”, “gelişinden bir ay önce ayırtana”. Bitiş günü geldiğinde etiket de çizgi de sayfadan kalkar. Misafir kendi tarihini seçtiğinde koşulu tutmuyorsa düşük fiyat hiç görünmez; önce görünüp son adımda yükselen fiyat, çizgiden daha çok güven kırar.

Hiç bitmeyen indirim, indirim değildir; fiyatın kendisidir. Etiket on iki ay asılı duruyorsa çizgi kaldırılır ve düşük rakam odanın fiyatı olarak tek başına yazılır. Gerçek bir indirim geldiğinde, örneğin mevsim kapanırken, etiket yeniden işe yarar: başı ve sonu belli olduğu için okur ona inanır. Hep asılı duran etiketi ise sayfanın eski misafirleri artık görmez, yeni gelenler de sorgular.

Fiyat bir yerde daha yazar: sayfanın kodunda, arama motoru için tutulan kısa notta. O not, misafirin bugün gerçekten ödeyeceği rakamı taşır; çizili olanı değil. Sayfada görünen ile notta yazan ayrı düşerse arama motoru bu bilgiyi sonuçlarda göstermekten vazgeçebilir. İndirimli satışta önceki fiyatın nasıl gösterileceğine ilişkin kurallar da vardır; ayrıntısını bir hukukçuya ya da mali müşavirinize sormanız doğru olur.

Hiç istenmemiş bir fiyatın üstündeki çizgiye biz çürük deriz. Sandıktaki tek bozuk meyve, alıcıyı sandığın tamamından kuşkulandırır; yanlış bir çizgi de yanındaki doğru rakamlara aynısını yapar. Site içi SEO tarafında her çürüğün yanına üç şey yazılır: tezgâhın neresinde durduğu, müşteriye neyi yaptırmadığı, hangi ay tazeleneceği. Tazelemek, bozuğu alıp yerine tazesini koymaktır: çizgi kalkar, koşul yazılır.

Yaptığınız İşleri Gösteren Sayfa Tarihe Göre mi, İşin Türüne Göre mi Dizilmelidir?

Bartın merkezde bir mobilya atölyesinin sitesindeki “Yaptıklarımız” sayfasında altmış fotoğraf durur; hepsi yüklendikleri sırayla, en yenisi en üstte. Küçük mutfağına dolap yaptırmak isteyen bir ziyaretçi sayfayı kaydırmaya başlar. Önünden gardıroplar, iç kapılar, bir çocuk odası ve bir teknenin kamarası geçer. İlk mutfağı çok aşağılarda bulur; o da kendi mutfağının iki katı büyüklüğündedir. Sayfayı kapatır, başka bir atölyeye bakar.

Ziyaretçi bu sayfaya atölyenin ne çok çalıştığını görmeye gelmez; kendi işine benzeyen bir iş arar. Yükleme sırası ustanın takvimidir. Müşterinin sorusu başkadır: “Benimki gibi bir yeri yaptınız mı?” Bu yüzden işler önce türüne göre ayrılır: mutfak, gardırop, kapı, tekne işi. Grupların adları sayfanın başında durur; ziyaretçi kendininkine dokunur ve yalnızca onu görür.

Tür her zaman yetmez; ikinci ayrım ihtiyaca göre yapılır. “Dar mutfak”, “çatı katı”, “kiralık eve sökülüp taşınan dolap” gibi adlar müşterinin derdini onun sözleriyle söyler. Her grubun içinde sıra tarihe göredir: en yeni iş en üstte durur. Tarih böylece yerini bulur; sayfayı dizen ölçü olmaz, grubun içindeki tazeliği gösterir. Geçen ay bitmiş bir iş, atölyenin kapısının bugün de açık olduğunu söyler.

Her işin altında tek cümle durur: ne istendi, hangi malzeme kullanıldı, iş nerede yapıldı? “Amasra’da bir yazlığın dar mutfağı; meşe kaplama, köşesi dönen dolap.” Yer genel sözlerle yazılır; sokak ve ev sahibinin adı girmez. Yanına ay ve yıl eklenir. Bu cümlenin iki okuru vardır, ziyaretçi ve arama motoru: fotoğraf kendi başına “dar mutfak” demez, altındaki yazı der.

Zayıf işler sayfadan çıkarılır. Karanlık çekilmiş bir kare, yarım bir montaj ya da modası geçmiş bir takım, yanındaki özenli işleri de aşağı çeker; ziyaretçi atölyeyi çoğu zaman gördüğü en özensiz kareyle ölçer. Altmış fotoğraftan yirmi beşi kalırsa sayfa küçülmüş olmaz. Her grupta seçilmiş beş altı iş, peş peşe dizilmiş elli sıradan kareden daha çok şey anlatır.

Her grup kendi sayfası da olabilir: kendi adresi, kendi başlığı, başında iki cümlelik bir giriş. “Küçük mutfak dolabı” diye arayan kişi anasayfaya değil, doğrudan o gruba iner. Bu işler site içi SEO için tuttuğumuz aylık pazar listesine yazılır. Pazara çıkan kişi listesinde olmayanı almaz; burada da onayınızdan geçmeyen iş yapılmaz. Listenin başına, sayfayı açanın ilk gördüğü kusur yazılır: önce en üstteki.

Sitenin Kendi Aramasında Hiçbir Sonuç Çıkmadığında Ziyaretçinin Önüne Ne Konur?

Oyma tahta kaşık satan bir hediyelik eşya dükkânının sitesinde bir ziyaretçi arama kutusuna tek sözcük yazar: “kaşıklık”. Karşısına boş bir sayfa ve iki sözcük çıkar: “Sonuç bulunamadı.” Dükkânın rafında kaşıkların dizildiği oyma askılar vardır; sitede adları “kaşık askısı”dır. Ziyaretçi bunu bilemez. Aradığının satılmadığını düşünür ve siteden çıkar; oysa ürün iki dokunuş ötededir.

Sonuçsuz arama çıkmaz sokaktır; ama sokağın sonuna bir kapı açılabilir. Ekran önce ne olduğunu söyler: ziyaretçinin yazdığı sözcük kutuda kalır, altında “bu sözcükle bir ürün bulamadık” yazar. Kutunun boşalmaması önemlidir; kişi tek harfi düzeltip yeniden deneyebilir. Yazılana yakın bir sözcük biliniyorsa ekran onu önerir: “Bunu mu aradınız?” Öneriye dokunan, doğru sonuca tek adımda geçer.

İkinci iş yol göstermektir. Boş ekranın altına sitenin ürün grupları dizilir: kaşıklar, oyma kutular, mutfak takımları, hediyelik setler. Aradığının adını bilmeyen kişi çoğu zaman grubunu tanır. Yanına, sitede en çok aranan birkaç sözcük eklenebilir; başkasının yazdığı, ona kendi aradığını hatırlatır. Amaç ziyaretçiyi oyalamak değil, aradığına en yakın rafa götürmektir; ilgisiz kampanya resimleri bu ekrana konmaz.

Üçüncü iş, sormaya kapı bırakmaktır. Ekranın sonunda tek satır durur: “Aradığınızı bulamadınız mı? Bize sorun.” Yanında telefon, mesaj yolu ve hangi saatlerde cevap verildiği yazar. El işi satan bir dükkânda bu satır ayrıca değerlidir; çünkü sitede olmayan şey kimi zaman atölyede yapılabilir. Ziyaretçi “yok” cevabıyla değil, “bir sorayım” düşüncesiyle ayrılır; bazen de gerçekten sorar.

Boş çıkan aramaların kaydı tutulur ve okunur. Bu liste, müşterinin ürünlere taktığı adları gösterir. Dükkân o oyma askıya yıllardır “kaşık askısı” demiştir; müşterinin dilindeki ad ise “kaşıklık”tır. Çare ürünün adını değiştirmek değildir. Müşterinin sözcüğü ürünün açıklamasına eklenir; kimi site yazılımında arama da iki adı eş sayacak biçimde ayarlanabilir. Aynı sözcük böylece hem sitenin kutusunda hem arama motorunda ürüne yol bulabilir.

Kendi sitenizde bunu deneyebilirsiniz: kutuya müşterinizin ağzından bir sözcük yazın ve çıkan ekrana bakın. Gerisini bize bırakmak isterseniz sitenizin adresini yazın: müşterinizin durduğu yere geçer, tezgâha oradan bakarız; bunun için para istenmez. Site içi SEO çalışmasına başlanırsa ayın son günlerinde bir not alırsınız; adı ay sonu pusulasıdır. Hangi çürüğün tazelendiğini, müşterinin artık ne gördüğünü, sırada neyin beklediğini yazar. İkinci bakış ilkiyle karşılaştırılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Duraklar aynı, yalnızca saatler farklıysa tek sayfa yeter: iki tablo alt alta durur, başlarında “sabah turu” ve “öğleden sonra turu” yazar. Turlar birbirinden farklıysa, örneğin biri yüzme molalı, öteki gün batımı turuysa ayrı sayfa açın; insanlar onları ayrı sözcüklerle arar. İki durumda da sayfalar birbirine bağlantı verir.

Yanıltıcı olur; çünkü ortada indirim yok, iki ayrı günün iki ayrı fiyatı var. Çizgi, aynı gecenin daha önce pahalı olduğunu söyler. Doğrusu iki fiyatı gün adlarıyla yan yana yazmaktır: hafta içi geceler bir satırda, cuma ve cumartesi geceleri öteki satırda. Misafir farkı görür, gününü ona göre seçer; aldatıldığını da düşünmez.

Az grupla başlarsanız göstermez: elinizde en çok örneği olan iki tür yeter. İçinde tek fotoğraf olan grup açılmaz; o iş “öteki işler” başlığının altında bekler. Her yeni teslimde, ev sahibinden izin alarak gün ışığında üç kare çekin ve işi grubuna ekleyin. Sayfa, atölyeyle birlikte kendiliğinden dolar.

Bakmamalı. İnsanlar kutuyu soru sormak için de kullanır. Arama, ürünlerle birlikte teslimat, iade ve iletişim sayfalarını da kapsayacak biçimde ayarlanabilir; çoğu site yazılımında bu bir seçenektir. Ayar yapılana dek boş sonuç ekranına bu üç sayfanın bağlantısını sabit olarak koyun; soran kişi cevabını tek dokunuşta bulur.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.